Bir Milat Sabahı




 Bir Milat Sabahı

Bugün 1 Şubat 2026.

Bu tarihi özel kılan büyük bir olay olmadı aslında.

Ama içimde bir şeyin yerine oturduğunu net bir şekilde hissettim.

Bir süredir Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını okuyorum.

Ağır ağır. Acele etmeden.

Bazen günde beş sayfa, bazen on sayfa, bazen sadece bir sayfa.

Özellikle Kırmızı Ayakkabılar bölümünde uzun zamandır oyalanıyorum.

Sanki bitirmem gerekmiyormuş gibi.

Bu süreçte rüyalarla da daha yakından ilgilenmeye çalışıyordum.

Rüyaları en ince ayrıntısına kadar hatırlamaya,

hiçbir detayı kaçırmamaya,

sonra da bunları yazıya dökmeye…

Çünkü hep şuna inanmıştım:

Mesaj detayda gizlidir.

Ama bu çaba beni her zaman rahatlatmadı.

Bazen rüyayı hatırlayamıyordum.

Bazen bir kısmı aklımda kalıyor, bir kısmı kayboluyordu.

Eksik olunca yazmak da anlamsız geliyordu.

Ve yazamadığımda, sanki bir şeyleri doğru yapamıyormuşum gibi hissediyordum.

Bugün

Bu sabah uyandığımda farklı bir şey oldu.

Rüyayı detaylarıyla hatırlamaya çalışmadım.

Kim vardı, ne oldu, nerede geçti…

Bunların hiçbirine tutunmadım.

Kendime sadece şunu sordum:

“Nasıl hissediyorsun?”

Cevap uzun değildi.

İki–üç kelimeydi sadece.

Bu kelimeleri hatırlamak çok kolaydı.

Ve o an fark ettim:

Ben rüyayı değil, kendimi hatırlıyordum.

Bedensel olarak daha hafiftim.

Zihnim daha sakindi.

İçimde bir ferahlık vardı.

Sanki uzun zamandır taşıdığım bir yük,

sessizce yere bırakılmış gibiydi.

Öncesi ve Sonrası

Bugüne kadar çoğu şeyi anlamaya çalışarak yaşadım.

Söylenenleri, yaşananları, kelimeleri, niyetleri…

Detayları kaçırmamaya çalışarak.

Bugün ise başka bir yerden baktım:

Hissettiğim yere.

Bu, yukarıdan bakmak değildi.

Bu, uzaklaşmak da değildi.

Bu, varoluşun merkezine biraz daha yaklaşmak gibiydi.

Ruh, zihin, beden…

Hepsi aynı anda konuşuyor gibiydi.

Ve ilk kez biri diğerini bastırmıyordu.

Şimdi

Bugün şunu hissediyorum:

Bundan sonra kelimelere daha az,

hislere daha çok kulak vereceğim.

Bu bana daha kaliteli ilişkiler,

daha sade ortamlar,

daha temiz deneyimler getirebilir.

Belki her gün bu kadar net olmayacak.

Belki zaman zaman eski alışkanlıklar geri gelecek.

Ama artık şunu biliyorum:

Detayı bırakınca, anlam kaybolmuyor.

Bazen asıl anlam orada başlıyor.

...

Belki bu bir milattır.

Belki sadece bir sabah farkındalığı.

Ama bugün şunu öğrendim:

Bazen hayat, doğru kullanılmak için

önce yavaşça dinlenmek ister.

...

Kurtlarla Koşan Kadınlar’a Bir Selam

Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı okurken hep şunu hissediyorum:

Bu bir okuma süreci değil, bir hatırlama süreci.

Kitap bana ne yapmam gerektiğini söylemiyor.

Ne hissetmem gerektiğini de.

Sadece bazı kapıları aralıyor ve gerisini bana bırakıyor.

Bugün yaşadığım bu farkındalık hâli,

kitaptaki öykülerden birinin birebir karşılığı değil belki.

Ama ruhu oradan tanıdık.

Vahşi kadının sesi bazen rüyada değil,

bazen kelimelerde değil,

bazen de sadece uyanırken hissedilen o kısa anda duyuluyor.

Ve o ses çoğu zaman şöyle diyor:

“Zorlama. Dinle.”

...

Bu kitabı herkese değil, kendini duymaya hazır olan kadınlara öneriyorum.


İyi pazarlar demeyeceğim.

Bugün iyi bir gün.

Hanife Dikbıyık 

01.02.2026 Balıkesir 

© HanifeDikbıyık — Bu metinden kısa alıntılar, yazar adı ve kaynak belirtilerek yapılabilir. Metnin tamamı ya da önemli bir bölümü izinsiz çoğaltılamaz.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sahnesiz Tiyatro: Balıkesir’de Amatör Olmak

Ben Yapabiliyorum. Yine de Satın Alıyorum.