21.12.2012 Fenomeni


21.12.2012 Fenomeni 


21 Aralık 2012’de kıyamet kopacağını ve Dünya’nın sonunun geldiğini konuşuyor herkes. Referans ise Maya’lar gösteriliyor.

Kim bu Mayalar?

K.Kolomb öncesi Orta Amerika uygarlıklardan biri. Mayalar şaşırtıcı bir astronomi, matematik, mimari ve sanat bilgisine sahip bir medeniyetti. Sadece Güneş, Ay ve Mars gibi bugün amatör gözlemcilerin dahi gözlemleyebildiği yakın cisimlerle değil, neredeyse bütün uzak yıldızları, yıldız gruplarını ve bunların hareketlerini gözlemlemişlerdi.

Mayalar'ın bu kehanetine nasıl ulaşıldı?

Bütün bunlar dünyaca ünlü Astra fizikçi Coterelli'nin bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert'in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.

Şifre nasıl çözüldü?

Ünlü astro fizikçi Cottorel, bir kapak üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi! Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen "Güneş Haçı" nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yaşanacak kıyametin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdi!

Bugüne kadar Mayaların hangi kehanetleri gerçekleşti?

Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. En son Discovery kanalında dünyanın manyetik alanının belirli periyodlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler açıkladı. Günümüz insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaymışlar.

Kıyamet mi, Kehanet mi?

Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu yok oluş anlamında değil fiziksel bir değişim. İnsanoğlu dört kez geriledi ve artık değişim zamanı. Mayalara göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak. Maya Kehanetleri'ne göre 21 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak.

Sonun Başlangıcında ne değişecek?

21 Aralık’tan itibaren olması beklenen değişikliklerin temelinde, dünyadaki (maddesel) hayat üzerinde en çok söz sahibi olan Güneş’teki değişiklikler olacak. Bu etkiler birden ortaya çıkmayacak. NASA verilerine göre Güneş'in beklenen etkisi, son yıllarda arttı, bu etkiler zaten gözleniyor. Ama etkiler, 21 Aralık 2012'de maksimum seviyeye ulaşacak. Ayrıca bu tarihte ultra boyutlarda devasa bir güneş fırtınası bekleniyor.

Güneş fırtınaları sonucu Güneş'in atmosferinde, (bilimin "Plazma" dediği) gazlar oluşuyor ve saatte milyonlarca kilometre hızla yayılıyor. Dünya'ya ulaşan gazlar, atmosferdeki manyetik alanları değiştiriyorlar. Son yıllarda, gene aynı dönemde, Galaksinin merkezinde, bir anlam verilemeyen hareketlenmeler gözlemlendi ve bu hareketlenmelerin de maksimum düzeye ulaşması bekleniyor. Bilimin tespitlerine göre, dünyaya yönelen GRB (Gamma Ray Bursts) gamma ışınları, insan DNA'sını yeniden programlama özelliğine sahipler. Işınlar, Galaksinin merkezi olduğu tahmin edilen Kara deliğin içinden geliyor ve bir projektör ışığı gibi doğrudan Dünya'yı hedef alıyor. Bu ışınların bilinen en önemli özelliği, doğrudan insan DNA'sına etkilemesi. DNA, ayrıca elektromanyetik etkilere karşı bir radyo anteninden farksız. Kısacası hem Güneş’ten gelen etkilere, hem de GRB ışınlarına karşı duyarlı. Nasıl değişeceği konusunda bilimin bir fikri yok ancak Maya'lar şöyle der: "Bu Işınların bir amacı ve hedefi var."

Araştırmacılar ne diyor?

Bilindiği gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. Amerikalı araştırmacı-yazar John Major Jenkins, 21 Aralık 2012'de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça sıra dışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin ve Ay'ın üzerinde hareket ettiği, “Ekliptik” olarak adlandırdığımız “tutulum çemberinin, tam 21 Aralık günü Samanyolu'nun dünyadan görülen ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen noktada (süper karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş'in de tam “gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik deyişle “Gündönümü Güneşi”, Ekliptik ile Samanyolu kuşağının “galaksi merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor. Bu birleşim, Mayalara göre, “Güneşler” olarak adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte. Maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun'luk (aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. İçinde bulunduğumuz devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 Aralık 2012'ye denk gelmektedir.

Foton Kuşağı ve Niburu

Sümerler tarafından, Nibiru, yani geçiş gezegeni ismi verilen, Babil astronomları tarafından ise Marduk olarak adlandırılan gezegen. 2012 yılında dünyaya yakın geçiş yapacağı öne sürülmektedir. Zecharia Sitcin tarafından yapılan araştırmalara konu olmuştur. Dünyadan 4 kat daha büyük olduğu ve güneş çevresindeki turunun 3600 yıllık periyoda sahip olduğu bu araştırmalarda ortaya atılmıştır. Sitchin,Mısır ve Mezopotamya'daki araştırmaları esnasında eski uygarlıkların da bu gezegenden haberdar olduğunu saptamıştır. Karşımıza çıkan herhangi bir sağlam bilimsel veri yok. Tüm kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediğinden bahsediliyor, zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor. Elde olan tek şey birkaç bilim adamı ve astronomun tezlerinden ve araştırmalarından ibaret. Altı gün içinde Dünya'nın tamamen değişeceği iddia ediliyor. İkisi de Tahminler doğrultusunda 21.12.2012 tarihlerinde gerçekleşecek.

Sonuç itibariyle;

Samanyolunda, güneşte oluşacağı öngörülen bu kadar maksimum enerji tantanasından yeryüzünün etkileneceği kesin. Cins-i latif varlık olan insanlar üzerinde etkisi daha önceden başlamış da olabilir. Etkilerini depresyon belirtileri gibi de gösterebilir. Mesela; son günlerde, aylarda, hatta son iki yıldır eskisinden daha kötü mü hissediyorsunuz? Geçmişte yaşayıp, hallettiğinizi düşündüğünüz sorunlar farklı şekillerde yeniden karşınıza mı çıkıyor? Halsizlik ve konuşmaya mecaliniz mi yok? Kalabalık ortamlara girmekten kaçınıyor, yalnızlığı mı tercih ediyorsunuz? Düşüncelerinizi yönlendirmekte zorluk mu çekiyorsunuz? Bedeniniz ve ruhunuzun yeni bir boyuta, çağa uyarlanıyor olabileceği söz konusu.

21 Aralık 2012 Cuma günü saat 11:11’de Dünya’mızın enerji seviyesi yükselecek ve Dünya insanının yeni bir boyuta taşınacağı rivayetleri var. Bu taşınma evresinin öncesinde bedenlerimizin ve bilinçlerimizin yeni enerjiyi kabul etmesi için bir temizlik evresinden geçmesi gerekiyormuş. Bütün dertler bundan belki de. Farkında olalım ya da olmayalım bir zorlayıcı adaptasyon sürecinden geçiyoruz. Farkında olursak, bedenimize ve ruhumuza ilahi sistem tarafından “format” atılırken ve DNA’larımıza daha üst düzey bir program yüklenirken sakinliğimizi koruyup, panik yapmamak lazım.

Kutsal kitapların işaret ettiği, Mayaların “zamanın sonu” dediği, beklenen, daha hümanist, insanı zihinsel ve ruhsal pozitif yükselten kıyamet buysa eğer, nefretin, kinin, korkunun, cehaletin, savaş zihniyetinin kıyameti olacaksa, buyursun gelsin! Zira Dünya'mızın, hususen ülkemizin acilen göksel ilahi iradenin yardımına ihtiyacı çok fazla...

Hanife Dikbıyık 15/11/2012 Bodrum

© HanifeDikbıyık — Bu metinden kısa alıntılar, yazar adı ve kaynak belirtilerek yapılabilir. Metnin tamamı ya da önemli bir bölümü izinsiz çoğaltılamaz.

Yorumlar

  1. 2026’dan Not – Geriye Bakış
    2012’de bu satırları yazarken, adını koyamadığım bir eşikten söz ediyordum.
    Bugün geriye baktığımda şunu net görüyorum: O gün biten bir dünya değil, alıştığımız insan ritmiydi.
    Aradan geçen yıllarda teknoloji görünür hâle geldi; Wi-Fi, 5G, algoritmalar, sürekli bağlantı…
    Ancak mesele bunların varlığı değil; sessizliğin kaybı, dikkatin bölünmesi ve insanın kendi iç frekansını unutmasıydı.
    2012’de “kozmik” ya da “mistik” bir dille sezilen şey, bugün çok daha dünyevi:
    İnsan bedeni ve zihni, kesintisiz uyarana göre yeniden biçimleniyor.
    Bu bir kıyamet değil; ama bir eşik, bir yön değişimi.
    Bugünden bakınca şunu ayırabiliyorum:
    Ne teknoloji mutlak kurtarıcı, ne de mutlak tehdit.
    Asıl soru hâlâ aynı yerde duruyor:
    İnsan, kendi ritmini hatırlayabilecek mi?
    Bu metin, bir kehanetin değil;
    erken bir huzursuzluğun,
    henüz adı konmamış bir sorunun kaydıydı.
    Ve soru hâlâ geçerli.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sahnesiz Tiyatro: Balıkesir’de Amatör Olmak

Ben Yapabiliyorum. Yine de Satın Alıyorum.

Bir Milat Sabahı