Fenle Hayatta Kalırsın, Sanatla Nefes Alırsın
Fenle Hayatta Kalırsın, Sanatla Nefes Alırsın
Bizim kültürümüzde çocuk yetiştirmek denince ilk akla gelen şey fen ve matematik oluyor. Veliler, çocuklarının başarılı bir geleceğe sahip olabilmesi için özel derslere, test kitaplarına, dershanelere büyük yatırımlar yapıyor. Sınavlarda yüksek puan almak, iyi bir üniversiteye girmek, prestijli bir meslek edinmek, Tüm yol haritası bunun üzerine kurulu.
Ama gözden kaçan çok önemli bir şey var: Yaratıcılık.
Hayat, sadece doğru cevabı bulmakla akıp gitmiyor. Çoğu zaman karşımıza öyle problemler çıkıyor ki, kitabın arkasında çözümü yazmıyor. İşte o anlarda, ezberden değil yaratıcılıktan beslenen fark yaratıyor.
Sanat, özellikle de tiyatro, gençlere bu beceriyi kazandıran en güçlü alanlardan biri. Bir oyun sahneye koymak, rol üstlenmek, doğaçlama yapmak; tüm bunlar çocuğun kendine güvenmesini, ifade gücünü, empatisini ve iletişim becerisini geliştiriyor. Matematikte yetenekli olan bir öğrenci, tiyatro sayesinde cesurca fikirlerini sunabiliyor, takım içinde uyumlu çalışabiliyor, hata yapmaktan korkmamayı öğreniyor.
Bugün iş dünyasında en çok aranan özelliklerden biri yaratıcılık. Çünkü rekabetin yüksek olduğu bir çağda, bilgiyi ezberleyen değil, bilgiyi dönüştüren insanlar öne çıkıyor. Aynı şey sosyal ilişkiler için de geçerli. Yaratıcılık, sadece iş hayatında değil; dostluklarda, evlilikte, hatta günlük sohbetlerde bile hayatı zenginleştiriyor.
Ne yazık ki bizde sanat, hâlâ “boş gezen işi” gibi görülüyor. Oysa aslında hayatın tam merkezinde yer almalı. Çünkü çocuklarımızı sadece sınavlara değil, hayata hazırlamak istiyorsak onların yaratıcılık kaslarını güçlendirmeliyiz.
Fenle hayatta kalırsın, evet. Ama sanat olmadan, nefes almak çok zor.
Hanife Dikbıyık
Balıkesir
Copyright HanifeDikbıyık - Bu metinden kısa alıntılar, yazar adı ve kaynak belirtilerek yapılabilir. Metnin tamamı ya da önemli bir bölümü izinsiz çoğaltılamaz.

Yorumlar
Yorum Gönder