MERHABAYA NİŞAN TAKAN DİJİTAL ROMANTİKLER

 


MERHABAYA NİŞAN TAKAN DİJİTAL ROMANTİKLER

Onaydan sonra çat “merhaba”

Sen nezaketen “merhaba” diyorsun,

karşı taraf içinden düğün salonu bakıyor.

.....

Türkiye bireysel internetle 1997’de tanıştı.

Üzerinden 29 yıl geçti.

Yani internet bizde ilkokula başladı, üniversiteyi bitirdi, işe girdi.

Ama biz hâlâ ona “misafir çocuğu” muamelesi yapıyoruz.

Hâlâ Facebook’taki “arkadaş ekle” butonuna basılınca

kırk yıllık mahalle ahbaplığı kurulacağını sanan bir kitle var.

Canım…

Gerçek hayatta bırak arkadaş olmayı,

aynı kaldırımda yürürken mesafe ayarladığın insan

sosyal medyada geliyor:

“Canııım nasılsınnn 🌸”

.....

Sen kimsin?

Ben seni nereden tanıyorum?

En son hangi yangında birlikte hortum tuttuk?

Ama suç sadece insanların değil.

O butonun adı baştan yanlış.

Oraya “arkadaş ekle” yazarsan,

bizim millet düğün davetiyesi zanneder.

Doğrusu şu:

“kullanıcı ekle”

hatta daha dürüstü:

“erişim iste”

Çünkü yapılan şey arkadaşlık değil.

İstatistik.

Takipçi sayısı yüksek olunca kendini Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri gibi hissedenler var.

Oysa gerçek hayatta aynı kişi

apartman toplantısında söz alamıyor.


MERHABAYA NİŞAN TAKAN DİJİTAL ROMANTİKLER

Bir de şu var:

Birine “merhaba” diyorsun.

Karşılığında “merhaba” geliyor.

Ve hoop.

Karşı tarafın zihninde:

tanıştık → kaynaştık → elektrik aldık → ruh eşim

Canım ben sana sadece nezaket gösterdim.

Nikâh memurunu çağırmadım.

Bizim toplumda duygusal açlıkla dijital hız birleşince ortaya şöyle bir şey çıktı:

Görüldü → bağ kuruldu

Emoji → samimiyet

Kalp → ilişki

Yok öyle bir dünya.

SINIR NEDİR, NEREDE SATILIR?

Sosyal medya bizim “mesafe ayarı”mızla oynadı.

Çünkü biz:

gerçek hayatta hiyerarşiyi bilen,

mesafeyi koruyan,

hitabı ayarlayan bir kültürden geliyoruz.

Ama ekranda herkes aynı boy.

Profesör de "canım ”

öğrenci de “canım”

hiç tanımadığın biri de “bir kahve içelim mi”

Yok. İçmeyelim.

Çünkü arkadaşlık: bir butonla değil,

birlikte susabilme süresiyle kurulur.

BİZ MEKTUP BEKLEMİŞ BİR KUŞAĞIZ

Bizim gençliğimizde:

birinin evine gitmeden önce haber verilirdi.

Şimdi profilimize girip hayatımızda geziliyor.

Biz:

cevap gelmeyen mektubun hüznünü biliriz.

Şimdi “görüldü atıp yazmadı” diye karakter analizi yapılıyor.

Bizim için yakınlık emekti.

Şimdi internet paketi.

SONUÇ: BUTONU DEĞİL KAFAYI GÜNCELLE

Facebook isterse o butonun adını değiştirsin.

“Arkadaş ekle” yerine

“bağlantı kur” yazsın,

“erişim iste” yazsın,

hatta “sakin ol, tanımıyorsun” yazsın…

Mesele orada değil.

Mesele şu:

Dijital olan bir iletişim aracıdır.

İlişki değildir.

Samimiyet hızla değil,

zamanla olur.

Ve arkadaşlık…

bildirimle gelmez.

Gerçek hayatta sürdüremeyeceği ilgiyi, mesaj kutusunda maraton gibi koşanlar var.

Bak sosyal medya ahalisi, benim  romantik beklentim yok.

Bana çiçek micek,  emoji göndermeyin 

Mesaj atmayınca da yazmayın.

Bu yeter.


Hanife Dikbıyık 

21.02 2026

© HanifeDikbıyık — Bu metinden kısa alıntılar, yazar adı ve kaynak belirtilerek yapılabilir. Metnin tamamı ya da önemli bir bölümü izinsiz çoğaltılamaz.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sahnesiz Tiyatro: Balıkesir’de Amatör Olmak

Ben Yapabiliyorum. Yine de Satın Alıyorum.

Bir Milat Sabahı